top of page

Çocukluk Deneyimleri ve Bugünkü Benliğimiz

  • Yazarın fotoğrafı: pskbikeyediben
    pskbikeyediben
  • 20 Kas 2025
  • 2 dakikada okunur


Çocukluk yalnızca geçmişte kalmış bir zaman dilimi değildir; bugün hâlâ içimizde yaşayan bir dünyadır. Her ilişkiye, her seçime, her korkuya ve her sevinişe sessizce eşlik eder. Psikanalitik yaklaşım bu nedenle çocukluğu “köken” değil, “bugünün dili” olarak görür.


Neden Çocukluk Bu Kadar Etkilidir?

Çocuk, duyguları anlamlandıracak bir zihinsel kapasiteye sahip değildir; bu yüzden duygular, kelimeler yerine deneyimlerde saklanır. Winnicott’ın “holding” (tutma) kavramı burada önemlidir. Bir çocuğun duyguları bir yetişkin tarafından tutulamadığında, çocuk bu duyguları kendi başına taşımaya çalışır. Ve çocuklukta tek başına taşınan duygular, yetişkinlikte ağırlaşır.


İlişkilerde Tekrar Eden Hisler

Freud, “çocukluğun asla geçmişte kalmadığını” söyler. Bunun en belirgin örneği ilişkilerdir. Bir danışanın sözleri bunu çok iyi özetler:

“Sanki tanımadığım birisine değil, yıllar önce tanıdığım birine kırılıyorum.”

Bu kırgınlıklar, sıradan bir tartışmayı bile geçmişten gelen bir duyguyla renklendirebilir.


Ebeveynlerle Kurulan İlk Bağ

İlk bağlanma ilişkisi, diğer tüm ilişkilerin zeminini oluşturur. Bu bağ güvenliyse, kişi ilişkilerde daha rahat nefes alır. Eğer güvensizse, ilişkilerde sürekli tetikte olur.

Bion’a göre bebek, kendi duygularını “düşünen bir zihne” bırakabildiğinde gelişir. Bu zihnin yokluğunda, duygular sindirilemez ve yıllar sonra bile yoğun, dağınık ve tanımsız kalabilir.


Çocukluk Yaraları ve Yetişkinlik

Bazı duygular büyümez; çocuklukta ne ise yetişkinlikte de aynı kalır. Kayıt defteri kapanmaz. Jung bu durumu şu sözle anlatır:

“İçimizde büyümeyi bekleyen bir çocuk yaşar.”

Bu çocuk, zaman zaman terk edilme korkusuyla, zaman zaman değer görme ihtiyacıyla, zaman zaman da öfkeyle ortaya çıkar.


Terapide Çocukluğa Dönmek

Terapide çocukluğa dönmek, geçmişi tekrar yaşamak değil; bugünü anlamlandırmaktır. Kişi, bir zamanlar taşıyamadığı duyguları bu kez bir başkasıyla birlikte taşır. Bu birlikte taşıma hâli, çocukluğun eksik kalan deneyimlerini dönüştürür.

Deniz Altınay, psikodrama yaklaşımında “çocukluk sahnelerinin yeniden yazılabilir olduğunu” söyler. Yani geçmiş değişmese bile, geçmişin bugüne etkisi değişebilir.


Sonuç

Çocukluk deneyimleri, bugünkü benliğimizin görünmeyen mimarlarıdır. Onları anlamak; kendimizi suçlamak değil, kendimize yaklaşmaktır.

Ve bu yaklaşma, yetişkin benliğin güçlenmesine izin verir.


Kaynaklar:


Freud, S. (1917). Psikolojiye Giriş Dersleri

Winnicott, D. W. (1971). Oyun ve Gerçeklik

Bion, W. R. (1962). Yaşayarak Öğrenmek

Jung, C. G. (1959). The Archetypes and the Collective Unconscious.

Altınay, D. (2010). Psikodrama: Grup Psikoterapisi


 
 
bottom of page