Terapiyi Yarıda Bırakmak İstediğinizde
- pskbikeyediben
- 19 Kas 2025
- 2 dakikada okunur

Terapi sürecinde neredeyse herkesin yolu bir noktada şu soruyla kesişir: “Devam etmeli miyim, yoksa bırakmalı mıyım?”
Bu soru, çoğu zaman bir işaret olarak görülür — ama çoğu kez bırakma isteği, terapinin “bozulduğu” değil, derinleştiği anlamına gelir.
Direnç: Ruhun Savunması
Freud direnci “ruhun kendini koruma çabası” olarak tarif eder. Kişi terapiye başlarken değişmek ister; ancak değişim yaklaşınca korku da büyür. Aynı döngülerin yeniden ortaya çıkması, zor duyguların yüzeye çıkması, sessizliklerin sıklaşması… Tüm bunlar terapiyi bırakma isteğini tetikleyebilir.
Bu istek aslında çok insani bir taraftır.Terapide incinmiş yerlere dokunulur; dokunulan yer iyileşir ama önce sızlar.
Terapide Zorlaşan Haftalar Ne Anlama Gelir?
Winnicott, “gerçek kendilik ortaya çıkarken kırılganlık artar” der. İnsan kendi duygularına yaklaştıkça, savunmaları da güçlenir. Bu yüzden terapiyi bırakmak istediğiniz dönemler, çoğu zaman önemli içsel dönüşümlerin başlangıcıdır.
Terapistten Uzaklaşma İsteği
Bazen terapiyi bırakma isteği, aslında terapisti bırakma isteğidir.Psikanalitik yaklaşım bunu “aktarım” ile açıklar: Kişi geçmişte yaşadığı hayal kırıklıklarını, öfkeyi, ihtiyaçları terapiste yansıtmaya başlar. Bu noktada danışan şu duyguları yaşayabilir:
“Beni anlamıyor.”
“Bir şey değişmiyor.”
“Zaten kimse gerçekten yanımda olmaz.”
Oysa bu duygular, geçmiş ilişkilerin güncel sahnedeki izleridir. Onları birlikte çalışmak sürecin en güçlü anlarıdır.
Bırakmak mı, Konuşmak mı?
Terapide asıl dönüştürücü olan şey, bırakma isteğini konuşabilmektir. Bu konuşma, kişinin yıllardır sakladığı duygulara bir kapı açar: Kırgınlık, öfke, hayal kırıklığı, beklenti, ihtiyaç… Moreno’nun dediği gibi, “Söylenemeyen, iyileşemez.”
Süreçte Güvende Hissetmek
Terapistin görevi kişiyi zorlamak değil; eşlik etmektir. Bırakmak istediğiniz dönemde bunu terapistle paylaşmak, ilişkinin gerçek bir karşılaşmaya dönüşmesini sağlar. "Hissettiğin her duygu burada taşınabilir" deneyimi oluşur.
Sonuç Olarak
Terapiyi bırakmak istemek, genellikle terapide “yanlış giden” değil, tam olarak olması gereken şeydir. Çünkü gerçek değişim, mücadeleden doğar. Ve çoğu kişi, bırakma isteğini konuştuktan sonra terapiye daha derin bir yerden tutunur.
Kaynaklar:
Freud, S. (1914). Remembering, Repeating and Working Through.
Winnicott, D. W. (1960). Ego Distortion in Terms of True and False Self.
Moreno, J. L. (1953). Who Shall Survive?
Mitchell, S. (1988). Psikanalizde İlişkisel Kavramlar: Bir Bütünleşme.
GoodTherapy (2024). Why Clients Want to Quit Therapy.


