İlişkilerde Tekrarlayan Döngüler ve Duygusal Farkındalık
- pskbikeyediben
- 16 Kas 2025
- 2 dakikada okunur

Bazı ilişkilerde, sanki aynı filmi tekrar tekrar izleriz. Farklı kişiler, benzer hikâyeler.Bitse bile bir başkası gelir ve döngü yeniden başlar. Bir türlü değişmeyen bu örüntüler, yalnızca “şanssızlık” değildir; bilinçdışının sessiz ama güçlü bir tekrarıdır.
Tekrarın Anlamı
Freud, “tekrarlama zorlantısı” (repetition compulsion) kavramını ilk kez 1914’te tanımlar. Kişi, geçmişte çözemediği bir çatışmayı yeniden yaşar; bu kez farklı bir son bekleyerek. Ancak farkına varmadıkça, senaryo hep aynı kalır. Bir danışanımın şu cümlesi adeta bunu özetler nitelikte:
“Neden hep aynı duyguda buluyorum kendimi, sadece yüzler değişiyor.”
Tekrar, aslında ruhun kendini iyileştirme girişimidir. Zihnin, yarım kalan bir deneyimi “tamamlamak” isteğidir. Ama bu ancak fark edildiğinde, yani bilinç alanına taşındığında dönüşebilir.
Aynı Oyunda Farklı Rol
Psikodramanın kurucusu Moreno, “her insan bir rol mozaiğidir” der. İlişkilerde tekrarladığımız örüntüler, çoğu zaman erken yaşamda edindiğimiz rollerin sahneye yeniden çıkmasıdır. Kimi “hep kurtaran”, kimi “hep terk edilen”, kimi “hep affeden” olur.Bu rollerin farkına varmak, sahneyi yeniden yazabilmenin ilk adımıdır.
Aynı Döngüde Kalmak
Jung, bilinçdışını “kişisel tarihin gölgesi” olarak tanımlar. Bu gölgeyle yüzleşmeden, aynı hataları yapmamız kaçınılmazdır. Lacan’ın “arzu nesnesi” kavramı da bu durumu farklı bir dille açıklar: “İnsan, arzuladığını değil, arzunun tekrarını ister.” Yani bizi çeken şey, aslında çözülmemiş geçmiş duygularımızın yankısıdır.
Farkındalığın Gücü
Deniz Altınay, “ilişkilerde farkındalık, suçluluk değil; sorumluluk yaratır” der. Bir şeyin neden olduğunu anlamak, onu hemen değiştirmese de dönüştürür. Farkındalık, aynı oyunda bu kez farklı bir replik söyleyebilme cesaretidir.
Duygusal Yeniden Doğuş
Winnicott’un “yeterince iyi anne” kavramı, ilişkilerde de yeniden doğar. Bir ilişki, kişi için “yeterince iyi” bir alan olduğunda, geçmişin eksik kalan deneyimleri burada onarılabilir. Terapide olduğu gibi, ilişkilerde de iyileşme, karşı tarafın bizi değiştirmesiyle değil; kendimizi yeniden hissetmemizle başlar. Belki de aynı döngüleri tekrar etmenin amacı, nihayet fark etmektir. Ve fark etmek, özgürleşmenin ilk adımıdır.
Kaynaklar:
Freud, S. (1914). Hatırlama, Tekrarlama ve Derinlemesine Çalışma
Jung, C. G. (1959). Arketipler ve Kolektif Bilinçdışı
Lacan, J. (1977). Écrits: A Selection.
Moreno, J. L. (1953). Who Shall Survive?
Winnicott, D. W. (1965). Oyun ve GerçeklikAltınay, D. (2010). Psikodrama: Yaşamın Provası.


